Makaleler - Yüksel Altun
 
 

 

SAYISAL FOTOĞRAFA GİRİŞ - 1
Derleyen : Yüksel ALTUN

  1. Sayısal Fotoğraf makinaları

Dijital fotoğraf makinesinin temel işleyişi analog fotoğraf makinelerinden farklı değildir. Dijital fotoğraf makinelerinde film yerine, ışığa duyarlı algılayıcı üzerine düşen görüntü elektrik enerjisine dönüşür. İşlemci çipli bu analog sinyali yorumlayıp görüntü verilerine çevirir; ardından da veriler bellek kartına kaydedilir.

  1. Algılayıcı

İki farklı algılayıcı vardır. CCD (Charge-coupled device) ve CMOS (Complementary Metal Oxide Semiconductor) Fotoğraf makinesı üreticileri için her ikisinin de üretiminin bazı avantajları vardır. Üretimi kolay ve daha kaliteli olan CCD (şu an kalite farkı kalmamıştır) ve üretimi daha ucuz olan CMOS. CMOS çipleri daha az enerjiye ihtiyaç duyar. CCD algılayıcısı ise hız açısından avantajlıdır. Ancak, teknoloji geliştikçe, farklar azalmaktadır.

 

 Her iki algılayıcı da aynı sisteme göre çalışır. Algılayıcılar farklı pikseller üzerinde bir dizi renk filitresiyle çalışır. Tam renk bu bilgilerin iç değerlendirmesiyle oluşur. Bu sistem beyaz alanlarda detay kaybı ve görüntünün bazı bölümlerinde parazite neden olabilir.

;CMOS algılayıcısının bir varyasyonu olan Foveon X3 çipi, filmde olduğu gibi katmanlar halinde, her pikselin içinde renk bilgisini yakalar. Bu sistemle teorik olarak daha temiz renkler elde edilir
. 

    1. Çözünürlük

Algılayıcının büyüklüğü ve piksel sayısı, fotoğraf makinesinin kalitesini belirler. Daha ince ayrıntıları yakalayabilmeyi ve tonda daha pürüzsüz geçişleri kaydetmeyi sağlar. Ayrıca, baskı kalitesini belirler. Makinelerin görüntü işlemcileri de kaliteyi etkileyen bir faktördür.
Daha pahalı, piksel sayısı yüksek makinelerin işlemcileri genel olarak daha güçlü olur. Buna bağlı olarak genelde renk daha iyi çıkar, parazitlenme azalır. Parazitlenme, çipin birçok nedenden dolayı gelişigüzel çıkardığı verilerdir ve fotoğraftaki gren gibi görünür.
Kaç megapiksel yeterli?
Fotoğraf makinelerinin sensör kapasitesi “milyon piksel” analmına gelen megapiksellerle ölçülür. Daha çok piksel, daha fazla detay demektir.  Bunun yanında, işlemci ve objektifin kalitesi de önemlidir. Yüksek MP’li makinelerden işlemcileri ve daha karmaşık algoritmaları ile kaliteli görüntü alınabilir. Daha iyi renk ve daha az “dijital parazit” üretirler ki söz konusu parazit, dijital fotoğraf makinelerinde gren şeklinde ortaya çıkar.
Eğer çektiğiniz fotoğrafları internet ve e-posta için kullanıyor ve 10x15 cm’lik  baskılar alıyorsanız, 2 MP’lik bir makine işinizi görebilir. Büyük baskılar alacak ya da kadraj yapacaksanız, daha çok piksele ihtiyaçınız olacaktır. MP’e göre tabloda görülen baskı ebatlarında iyi bir sonuç alınacaktır.

 MP                             Baskı Boyutu
___                             ___________
2
                                                                        10 x 15
3
                                                                        13 x 18
6
                                                                        20 x 25
12                                   28 x 35

    1. Hız

Filmli makinelere kıyasla, dijital fotoğraf makineleri hız konusunda fotoğrafçıları zorlar. Yükleme zamanı, örtücü gecikmesi ve kayıt süresi.
Yükleme zamanı makinenin açıldıktan sonra hazır hale gelmesi için gereken süredir. Analog makinelerde böyle bir sorun yoktur.
Örtücü  gecikmesi; deklanşöre basıldığı an değil kısa bir süre sonrası çekilir. İstenen anın yakalanamaması sonucunu yaratır. Tüm makine üreticilerinin üzerinde çalıştığı bir konudur. Dijital fotoğraf makinelerinde ise tepkiyi yavaşlatan otomatik netleme, otomatik pozlama, algılayıcının hazır olması gibi nedenlerdir.
Kayıt zamanı analog fotoğraf makinelerinde çok hızlıdır. Fakat, dijital makinelerde işlemci ve bellek kartına yazma süreleri, makinenin hızını yavaşlatabilir.

 

    1. Elektronik Vizor

Vizör, fotoğrafı çekerken baktığımız minik göze verilen isimdir. Günümüzde vizörün yerini tutan LCD’ler de kullanılmaktadır ama bunlar, vizör kadar hakimiyet sağlamaz. Dijital kameralarda ise birkaç tip vizör bulunur. Bunlar optik TTL vizör, elektronik vizör ve normal vizördür.
Normal vizörler, makinenin sol üst köşesinde yer alır ve önden bakıldığında arkası görülebilen bir mekanizmadır. Bu tip vizörlerin çok ciddi bir sorunu vardır. O da, fotoğrafı çekilen objenin görüş açısı ile, o fotoğrafın filme düşüş açısının farklılığıdır. Buna parallax hatası adı verilir. Parallax hatası, çok ciddi bir sorun olur bazen ve hiç istenmeyen sonuçlar yaratabilir.

Buna karşılık, TTL vizörler vardır. Bu vizörlerde görüntü, doğrudan objektiften gelir ve aynalar yardımıyla, vizöre yansıtılır. Bu şekilde alınan görüntü, makinenin çekeceği gerçek görüntü olacağı için, en iyi vizör tipi budur. SLR

(Single Lens Reflex) makinelerde bulunur.

 

Dijital zoom

Optik zoom

Bir üçüncü vizör tipi ise, elektroniktir ve dijital kameralarda bulunur. Birçok orta sınıf dijital kamera, bu vizöre Bu vizör, aslında elektronik bir ekrandır ve CCD’ye düşecek görüntü, elektronik olarak oraya yansıtılır. Birçok kişi için rahatsız edici bir vizördür ve çoğu zaman lag (gecikme) hissi verir.

    1. Optik / Dijital zoom

                                                              i.   Dijital zoom : Dijital zum görüntünüzü keser ve kesilen sonucu büyütür. Bu büyütme   işlemine interpolasyon adı verilir. Görüntü kalitesinde bozulmaya neden olabilir.

                               ii.   Optik zoom : Optik zum objektifleri fiziksel olarak nesnenizin görüntüsünü büyütür.

    1. Likit kristal ekran

LCD ekran kompakt makinelerde kadrajın görüntülendiği, dSLR makinelarda ise sonucun görülebileceği, fotoğraf makinesinin önemli bir parçasıdır. Rahatça görülebilecek büyüklükte, yeterli parlaklık ve kontrastta, renkleri iyi sunabilme özelliklerine sahip olmalıdır. Hareketli olanları çekimlerde kolaylık sağlar.

“Sayısal Fotoğrafa Giriş” sayfalarında, Fotoğraf Atölyesi eğitmenlerinden Yüksel ALTUN tarafından hazırlanacak yazılar yer alacaktır. Sorularınız, önerileriniz ve yer verilmesini istediğiniz konular için yuksel@fotografatolyesi.com.tr e-posta adresine mesaj yazabilirsiniz.

Yüksel ALTUN

1962 yılında İstanbul’da doğdu. 1986 yılında ODTÜ’sinden mezun olduktan sonra, 20 yıl finans ve bilişim sektöründe çeşitli kuruluşlarda çalıştı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitü’sü Fotoğraf Bölüm’ünde yüksek lisansa devam ediyor. İFSAK üyesi. 2003 – 2006 yıllarında İFSAK Yönetim Kurulu’nda asil üye ve Genel Sekreter olarak yer aldı. Sergi Gösteri, Kütüphane-Arşiv, Gezi Birimi koordinasyonu ve Eğitim Biriminde yardımcı eğitmen olarak görev yaptı. Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu İFSAK Delegesi ve Yönetim Kurulu yedek üyesi olarak görev yaptı. Yurt içi ve yurt dışında çeşitli yarışmalarda karma / bireysel olarak çeşitli dereceler aldı. İlk kişisel sergisi “Dersaadet ve Üç İstanbul”u 2006 yılında YEM ve GOSB sergi salonlarında açtı. Dergilerde ve web sitelerinde fotoğraflarım ve belgesel çalışmaları yer aldı. Yaşadığımız sosyal ve fiziki çevreyi, yaşamımızı, sorunları belgelemek, sanat kaygısıyla yansıtabilmek ve fotoğraf severlerle paylaşmak amacında. 2007 yılından beri “Fotoğraf Atölyesi” bünyesinde profesyonel fotoğraf çalışmalarıma, kurucu ortak ve yönetici olarak devam etmektedir.