|
FOTOĞRAF SANATINDA AKIMLAR – 1
Derleyen : Yüksel ALTUN
Özet :
Fotoğraf sanatında akımlar, Dünya’da ve Ülkemizdeki
öncülerini incelendiğim yazımda, dünya ve ülkemiz ayrımında
kronolojik bir yapıda yazılmıştır. İlk kısımda kronolojik
olarak dünya fotoğraf sanatını etkileyen veya yönlendiren
akımlar incelenmiştir. İkinci kısımda ise ülkemiz fotoğraf
tarihi ele alınmıştır. Yazının ekinde, fotoğraf sanatına
önemli katkıları olmuş sanatçıların eserlerinden örneklerle
desteklenmiştir
Arap bilgini Alhazen’den İtalyan Leonardo da Vinci’ye,
oradan 19.yy ortalarına kadar görüntüyü elde etme, dondurma
çabası devam etmiştir. Bu duyguyu körükleyense, kimyasal ve
teknik bazı çabaların, bunu olanaklı kılacağı ümidi
vermesiydi. (Özendes, 1992 : 8)
Tarih
içinde bazı kiyagerler kimi elementlerin ışık karşısında
etkilendiğini gözlemlemişlerdir. Buna ilk örnek; 1550’li
yıllarda yaşamış olan Fabricius’tur. Beyaz gümüş
kristallerinin güneş ışığının etkisiyle menekşe rengine
döndüğünü tesbit etmiştir. 1727 yılında Johan Heinrich
Schultze ilk defa fotografik anlamda görüntü oluşturmak
amacıyla çalışırken “gümüş nitrat” ın güneş ışığından
karardığını tesbit etmişti. 1802 yılında, H. Davy, bir
yaprağın görüntüsünü gümüş klorür içeren bir kimyasalla
kaplı kağıdın üzerine aktarmıştır. Fakat, bu yöntemlerin hiç
birinde kalıcı görüntü elde edilememiştir. (Erutku, 1999 :
6)
Her şey
bir kulübenin çatısındaki güvercin evinin bulanık
görüntüsüyle başladı. Dünyada var olan en eski fotoğraf
Nicéphore Niépce tarafından 1827 yılının bir yaz günü
çekildi. Niepce ışığa duyarlı yüzeylerde yaptığı sayısız
deneme sonrasında aspalt ile kaplı yüzeyde görüntü
oluşturmayı başarmıştı. Fotoğrafına “heliography” (güneş
çizimi) adını vermişti. Sonraki yıllarda, 8 saate yakın
süren pozlama süresini kısaltmaya çalışmış, daha keskin bir
görüntü elde etmeyi, renkleri de gösterebilmek ve görüntünün
uzun süre kalıcı olabilmesini sağlamaya çalışmıştı.
Nicéphore Niépce
Niepce bu isteklerini yerine
getirecek kadar yaşayamadı. Arkadaşı Daguerre çalışmalarını
sürdürdü. Niepce’nin ilk fotoğrafından 12 yıl sonra, 7 şubat
1839’da Fransız Bilimler Akademi’sinde dünya’ya duyuruldu.
Fotoğrafın bulunuşu ile sanat çevrelerinden gelen tepkiler
farklıydı. (Erutku, 1999 : 6)
Daguerre
“… Bu sanatın sonudur.” W.
Turner
“… Resim
sanatı ölmüştür.” P. Delaroche.
“…
Daduerreotype, gerçekten nesneleri büyük bir netlikle
yanstmaya yarıyor. Bunu elle çizerek hiçbir kişinin hiçbir
zaman başarmasına olanak yoktur.” E. Alan Poe
Fransız
hükümeti daguerreotype’ın kullanımını serbest bıraktığı için
çok kısa zamanda yaygınlaştı. Dönemin resssamları
tedirgindi. Matbaa’nın, elyazmasının önüne geçmesi gibi
fotoğrafında aynı etkiyi yapacağından korkuyorlardı. (Erutku,
1999 : 7)
İstanbul’da 28 Ekim 1839 tarihli “Takvim-i Vekayi”
gazetesinin haberinde; “Fransalı Daguerre adlı marifet
sahibinin cilveli bir ayna üzerinde güneş ışını yankı
yaptırıp, nesnelerinhatlarını çıkardığı”ndan, “bazı
saklanması gereken şeylerin böyle zapt edilebileceği
düşünülecek olursa, bunun kıymetli bir icat olduğunun
anlaşılacağı”ndan söz ediyordu. (Özendes, 1992 : 9)
Daguerreotype tek görüntü elde
edilmesine olanak sağlayan bir teknikti. Bu görüntülerin
daha çok sayıda insanın görmesine yarayacak bir duruma
gelmesi gerekiyordu. 1841’de W. Henry Talbot’un bulduğu,
görüntünün çok sayıda basılmasını sağlayan negatif elde etme
metoduna Caltype ya da bulucusunun adından yola çıkarak
Talbotype dendi. Artık her şey daha kolaylaşmıştı. Bu yeni
teknikle, fotoğraf amaçlı geziler ve gezginlerde önemli
derecede artış görüldü.
W.
Henry Talbot
Doğuya
yolculuk etme ve oradan belgeler getirme isteği ile fotoğraf
işini öğrenen Fransız yazar Maxime du Camp 1843 yılının
mayıs sonunda İzmir civarını ve Efes’i gezerek, İstanbul’a
geldi. Fransız üretim mühendisi Ernest de Caranza, 1852’de
İstanbul’a geldi ve Anadolu’yu gezerek pek çok Caotype
görüntü çekti. Hazırladıkları albümleri dönemin sultanına
sundu. (Özendes, 1992 : 11)
İlk
fotoğraf çekenler, aynı zamanda kendi dönemlerinin tanınmış
ressam ve sanatçılarıydılar. Bu sanatçılar fotoğrafın keşfi
ile yeteneklerini bu yöne kaydırdılar. Rönesans dönemi
portre geleneği incelendiğinde biçim ve öz bakımından
yarattıklarıyla, fotoğrafın günümüzde yaşayan portre üstadı
Yusuf KARSH ile usta ressam REMBRANT arasında yapıtlarındaki
tüm ögelerin benzerliklerinden farklı olarak aralarında
ancak çağ farkından söz edebiliriz.
Yusuf KARSH
Eserlerinde ışık kullanımı ve sağlam deseni ile güçlü bir
renk anlayışına sahip olan Rambrant’ın figürlerinin H.C.
Bresson’un röportaj fotoğraflarındaki sağlam bir görüş
geleneği ile özdeştiğinden rahatlıkla söz edebiliriz.
(Karadağ, 1989 : 167)
H.C. Bresson
Empresyonist sanatçılar, klasik üsluptan sıyrılarak doğanın
yaşanan gerçeğine eğilmeye başladılar. Fotoğrafta anı
yakalamak diye adlandırılan bu türe yakın çalışan ressamlar,
doğanın değişen anlarını ve o anın ışığının figürler
üzerinde yarattığı titreşimleri yorumladılar. Paris’te gece
yaşamı, balerinler, değişen doğa…
Son 80
yılda büyük aşamalar gösteren fotoğrafın varlığı öncelikle
“yaşamın katıksız olarak resmedilmesi” gerçeğine dayanıyor.
Fotoğrafa bakış açısı ne olursa olsun o bir şeyleri,
bizleri, sosyal olayları, doğayı, tarihsel ve kültürel
değerleri belgeliyordur. Ancak, gerçekler yorumlandığında
yani fotografik görüntüye estetik biçim ve anlam
yüklendiğinde fotoğraf o zaman gerçekten değer kazanacaktır.
Fotoğrafın
diğer sanat dalları ile ilintisini değerlendirdikten sonra,
fotoğrafta adından söz edilebilecek üsluplara kronolojik
olarak göz atacağız.
KAYNAKÇA
Çizgen, G.
(1998). Işık Çağı, Fotoğraf Çağı, Kelaynak Yayınları,
İstanbul.
Bayer,
Turan (1989). Sanat Fotoğrafında Üsluplar, Afsad
3.Fotoğraf Sempozyumu, Afsad Yayınları No: 20, 27-28
Mayıs 1989, Ankara.
Ertan,
Güler, (1999). Türk Fotoğrafında 1960 Sonrası, Bileşim
Yayın, İstanbul.
Ertan,
Güler, Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze yıllara, dönemlere
göre ayırarak fotoğrafçılar, fotoğraflar, akımlar, olaylar
ve gelişmeler – Fotoğrafya sayı 4
Erutku, B.
(1999). Fotoğraf Akımları ve Kullanılan Teknikler,
M.Ü.G.S.F. Fotoğraf Bölümü Kültür
Yayınları,
İstanbul.
Duygun
Ufuk, Fotoğraf Akımları M.Ü. Fotoğraf Bölümü Yüksek Lisans
çalışması.
Karadağ,
Ç. (1989). Sanat Fotoğrafında Üsluplar, Afsad 3.Fotoğraf
Sempozyumu, Afsad Yayınları No:
20, 27-28
Mayıs 1989, Ankara.
Özdemir,
A.B. (1999). Çağdaş Sanat Akımları ve Fotoğraf, Papirüs
Dergisi, 24.
Özendes,
E. (1992). Türkiye’de Fotoğraf, İletişim Yayınları,
İstanbul.
(1990).
Fotoğraf Akımları, Refo Fotoğraf Sanatı Dergisi,
İstanbul.
Fotoğraf
Atölyesi eğitmenlerinden Yüksel ALTUN tarafından derlenen
“Fotoğraf Sanatında Akımlar” yazı dizisi, Marmara
Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Fotoğraf Anasanat Dalı
yüksek lisans programında, Prof. Güler ERTAN tarafından
verilen program kapsamında seminer çalışması olarak
hazırlanmıştır.
1962
yılında İstanbul’da doğdu. 1986 yılında ODTÜ’sinden mezun
olduktan sonra, 20 yıl finans ve bilişim sektöründe çeşitli
kuruluşlarda çalıştı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar
Enstitü’sü Fotoğraf Bölüm’ünde yüksek lisansa devam ediyor.
İFSAK üyesi. 2003 – 2006 yıllarında İFSAK Yönetim Kurulu’nda
asil üye ve Genel Sekreter olarak yer aldı. Sergi Gösteri,
Kütüphane-Arşiv, Gezi Birimi koordinasyonu ve Eğitim
Biriminde yardımcı eğitmen olarak görev yaptı. Türkiye
Fotoğraf Sanatı Federasyonu İFSAK Delegesi ve Yönetim Kurulu
yedek üyesi olarak görev yaptı. Yurt içi ve yurt dışında
çeşitli yarışmalarda karma / bireysel olarak çeşitli
dereceler aldı. İlk kişisel sergisi “Dersaadet ve Üç
İstanbul”u 2006 yılında YEM ve GOSB sergi salonlarında açtı.
Dergilerde ve web sitelerinde fotoğraflarım ve belgesel
çalışmaları yer aldı. Yaşadığımız sosyal ve fiziki çevreyi,
yaşamımızı, sorunları belgelemek, sanat kaygısıyla
yansıtabilmek ve fotoğraf severlerle paylaşmak amacında.
2007 yılından beri “Fotoğraf Atölyesi” bünyesinde
profesyonel fotoğraf çalışmalarıma, kurucu ortak ve yönetici
olarak devam etmektedir.
|